Uzmanı uyardı: Nöbet geçiren epilepsi hastasının çenesini açmaya çalışmayın!

Doktor Güven Arslan halk arasında “sara” hastalığı olarak da bilinen epilepsiden tarih boyunca hep korkulduğunu belirterek hastalığın “beyin hücrelerinin zaman zaman olması gerekenden farklı çalışması sonucu meydana gelen dalma, kasılma, bayılma şeklinde ataklarla” kendini gösterdiğini ifade etti.

Epilepsi hastalığının, çocukluk çağlarında ateşli ve ateşsiz havale şeklinde görülebildiği gibi yaşlılık dönemini de içerecek şekilde her yaşta ortaya çıkabileceğini söyleyen Dr. Arslan, “Erkeklerde biraz daha sık görülür. Beyni etkileyen travma, enfeksiyon, damar hastalığı, kanser gibi durumlarda epilepsi hastalığı başlayabilir. Uzun süre bilgisayar, telefon, tablet gibi ekranlara bakmak; bazı ilaçlar ise yan etki olarak epilepsi nöbetlerini tetikleyebilir; susuz kalmak; uzun süre açlık; uyku bozukluğu ve stres gibi durumlar da yine nöbetleri artırabilir. Ayrıca bazı genetik geçişli epilepsi tablolarında CACNA, SCN1A, GABRD gibi onlarca gende bozukluk saptanabilir” dedi.

“NÖBET SONRASI ETKİLER GÜNLERCE SÜREBİLİR”

Saniyeler veya dakikalar süren sabit bir noktaya dalma ve bu esnada dışarıdan gelen uyarılara yanıtsız kalma durumuna “absans” yani dalma nöbeti denildiğine dikkat çeken Dr. Arslan bir diğer nöbet türü olan irkilme sıçrama şeklinde hareketlerin “myoklonik nöbetler”; yaygın olarak görülen hastanın tüm vücudunun birkaç dakika kasıldığı, çenesinin kilitlendiği, bu esnada dil ısırması ve idrar kaçırmasının olduğu nöbet türünün ise “jeneralize tonik klonik nöbet” olarak adlandırıldığını belirtti.

Dr. Arslan, hastanın kasılma ve çırpınmaya bağlı olarak nefes almakta zorlandığı ve bazen dudaklarda morarma ve köpük gelmesi durumunun olduğu aktif dönemden sonra bilincin yavaş yavaş açıldığı nöbet sonrası (post iktal) dönemin geldiğini; bu dönemde görülebilen halsizlik, konuşma anlama güçlüğü, unutkanlık, vücutta uyuşma gibi belirtilerin bazen günler sürdüğünü anlattı.

“NÖBET SIRASINDA KİLİTLENEN ÇENEYİ AÇMAYA ÇALIŞMAYIN”

Dr. Güven Arslan, epilepsi nöbetlerine tanık olan kişilerin alabileceği önlemleri şöyle sıraladı:

  • “Hastayı güvenli bir alanda bir yanına çevirerek yatırmalı, nefes almasını engelleyecek kıyafeti varsa rahatlatılmalı, takı gibi malzemeler çıkarılmalıdır. Çenede kilitlenme var ise kesinlikle el ile veya başka bir materyal ile açmaya çalışılmamalıdır. Kasılmaların, çırpınmaların önlenmesi için hastayı sıkmamalı, aksine bu hareketler esnasında zarar görmemesi için çevresinde gerekli önlemler alınmalıdır. Kasılma, çırpınma ve bilinç kaybı süresi uzar ise mutlaka acil servislere başvurulmalıdır.”

Hastalığın tedavisinde klasik olarak beyin hücrelerindeki aktiviteleri baskılayan epilepsi ilaçlarının kullanıldığını belirten Dr. Arslan, ilaç tedavisinin yanında vagal stimülasyon diye bilinen, boyun damarlarına düşük miktarda elektrik akımı uygulayan cihaz tedavileri olduğunu, nöbet kontrolü sağlanamayan bazı ileri seviye vakalarda cerrahi müdahaleler yapılabildiğini ifade etti.

“HASTALARIN ÜRETİME, İŞ HAYATINA KATILMASI ÖNEMLİ”

Epilepsi hastalarının, nöbetlerin ansızın gelmesi ve istemsiz hareketler oluşturması nedeniyle kendilerini sosyal yaşamdan geri çekebildiğine işaret eden Dr. Güven Arslan “Bunun dışında hastalar araç kullanma ve çalışma alanları (yüksek yerlerde, su kenarlarında çalışamamak gibi) konusunda da belirli sorunlarla karşılaşabilirler” dedi.

Arslan, “Bu noktada, epilepsi hastalığı ile ilgili farkındalığın artırılarak toplum nezdinde geçmişten gelen batıl düşüncelerin aşılması, hastaların sosyal aktivitelere katılımlarının artırılarak toplumsal kaynaşmanın sağlanması, iş dünyasında da uygun iş alanları oluşturularak hastaların üretime katılması ile hastaların yaşamış olduğu zorlukların büyük çoğunluğu çözüme kavuşabilecektir” dedi.

“DÜZENLİ UYUMALI, AÇ VE SUSUZ KALMAMALI”

Hastalığın hayata engel bir durum olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizen Dr. Arslan önerilerini “Epilepsi hastaları düzenli uyumalı, uygun egzersizler ile hareketli olmalıdır. Uzun süre bilgisayar ve telefon gibi ekranlarla muhatap olmamalı, aç ve susuz kalmamalıdır. Verilen ilaçlar mutlaka saatinde kullanılmalı, doktor kontrolleri aksatılmamalıdır. Sosyal aktivitelere katılarak, tedavi ve önerilere uyarak yaşamın içinde kalmaya devam etmelidirler” şeklinde konuştu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir