İyi Parti’nin ‘Karadeniz Bölgesi’nde deprem riskinin araştırılması’ önerisi AKP ve MHP tarafından reddedildi

İyi Parti’nin, “Karadeniz Bölgesi’nde ve Trabzon ilinde deprem riskinin araştırılması” önerisi AKP ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla TBMM Genel Kurulu’nda reddedildi. İyi Parti Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs, “1996 yılında yayınlanan deprem tehlike haritası 2019 yılında güncellenmişti. 2019 yılında yayınlanan haritada Trabzon’un deprem tehlikesinin bir önceki haritaya göre 2 kat, Rize’nin deprem tehlikesinin ise 3 kat arttığını görüyoruz. 23 yılda Trabzon ve Rize yöresinde inşa edilen yapılar bugünkü deprem yönetmeliğine göre yapılmamıştır. Dolayısıyla deprem tehlikesine açıktır” dedi.

İyi Parti’nin, “Karadeniz bölgesinde ve Trabzon ilinde deprem riskinin araştırılmasına” ilişkin araştırma önergesinin bugün TBMM Genel Kurulu’nda görüşülme önerisi AKP ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

Önerinin gerekçesini açıklayan Hüseyin Örs şunları söyledi:

“Uzmanlar Karadeniz fayının da deprem riski taşıdığına dikkat çekiyor”

“Türkiye’yi sarsan depremlerin ardından olası bir Marmara depremi nedeniyle gözler İstanbul’a çevrilmişken uzmanlar deniz tabanından geçen Karadeniz fayının da deprem riski taşıdığına dikkat çekiyorlar. Kuzey Anadolu fayına ve sahile paralel, kıyıdan 10 kilometre açıktan geçen Karadeniz fayı 1968’de 6,6 büyüklüğünde bir deprem üreterek Bartın’da can kaybına yol açmıştı. 3 Eylül 1968 tarihinde yaşanan 29 vatandaşımızın hayatını kaybettiği bu depremde yüzlerce vatandaşımız yaralanmış, 2 bin 478 binada hasar görmüştü.

“Gürcistan’daki depremler Karadeniz fayının aktif olabileceğinin bir göstergesi”

2012 yılında Batum açıklarında, Trabzon fayı üzerinde 5,6 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmişti. Bu depremin artçılarının Trabzon’a kadar ulaştığı dün gibi hafızalarımızdadır. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde görevli bilim adamlarının yayınladığı Karadeniz’in depremselliği konulu raporda son 20 yılda Trabzon, Rize ve Ordu illerinin açıklarında 2,5 ile 4,5 şiddeti arasında değişen depremler yaşandığı hatırlatılmıştır. Son olarak Kahramanmaraş depreminin hemen akabinde Gürcistan’da meydana gelen deprem Artvin ve Rize gibi illerimizden de hissedilmişti. Gürcistan’daki depremler Karadeniz fayının aktif olabileceğinin bir göstergesidir. Bu nedenle Karadeniz fayı göz ardı edilmemelidir.

1996 yılında yayınlanan deprem tehlike haritası 2019 yılında güncellenmişti. Bu iki harita arasında bölge açısından meydana gelen farklılıklara dikkat çekmek istiyorum. 2019 yılında yayınlanan haritada Trabzon’un deprem tehlikesinin bir önceki haritaya göre 2 kat, Rize’nin deprem tehlikesinin ise 3 kat arttığını görüyoruz. 23 yılda Trabzon ve Rize yöresinde inşa edilen yapılar bugünkü deprem yönetmeliğine göre yapılmamıştır. Dolayısıyla deprem tehlikesine açıktır. Ayrıca bu haritanın verdiği değerler sadece sağlam zemin içindir. Oysa bölgedeki zemin hem dolgu hem heyelan hem de plaj kesimlerindendir.

“Yenilenmeyen haritalar kıyı üzerinde sağlıksız yapılaşmalara neden oldu”

Bu binalar ve yapılar eski deprem yönetmeliğine göre yapıldığı için deprem tehlikesine karşı yeniden gözden geçirilmelidir. Yenilenmeyen haritalar 23 yıl boyunca Trabzon ve Rize yöresinde dolgular ve kıyı üzerinde sağlıksız yapılaşmalara neden oldu. Bölge deprem bölgesi değildir algısı bugüne kadar sağlıksız bir yapılaşmaya neden olmuştur. Bunun düzeltilmesi lazım. Muhakkak suretle deprem tehlike haritaları 5 yılda bir güncellenmelidir. Kahramanmaraş depremi sonrası şehirlerimizin depreme hazır olup olmadığı, yapı stokumuzun ne durumda olduğu bölgemizde de gündeme gelmiş ve tartışmalara neden olmuştur.”

“Rize’nin 3’te 1’i dolgu alanı üzerine kurulmuş durumda”

HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni şunları kaydetti:

“Karadeniz coğrafyası özellikle AKP’li yıllarda tümüyle bir saldırı altında. AFAD tarafından yapılan son deprem haritasında Trabzon’un deprem riskinin bir önceki haritaya göre 2 kat, Rize’nin ise 3 kat daha artığını ortaya koyuyor. Karadeniz hem kuzey hem de güneyden iki fay hattıyla çevrilmiş durumda. Bu iki fay hattı da aktif durumda. Rize ve Trabzon’da dolgu alanları çok fazla. Rize’nin 3’te 1’i tamamen dolgu alanı üzerine kurulmuş durumda. Trabzon’da da Akyazı Stadı dolgu üzerine yapılmış durumda ve buna benzer çok sayıda yapılaşma var.

Trabzon’da 2017-2021 arasında bina rekoru kırılmış durumda. Yani Karadeniz beton rekoru kırmış durumda. Buralarda etütler yapılmış değil. ‘Karadeniz’de deprem olmaz’ diye bir algı yaratılıyor. Oysa bu baştan sona yanlış bir algı, yanlış bir bilgi. Türkiye’de atılan her adımın deprem gerçeğine göre atılması gerekir. Karadeniz’de bunlardan biri ama Karadeniz gelin görün ki HES’lerle işgal edilmiş durumda. Su varlıkları hızla yok ediliyor. Yine dolgu limanlarla işgal edilmiş durumda, dolgu havalimanlarıyla işgal edilmiş durumda, dolgu yollarla işgal edilmiş durumda.

“Bizzat şehirlerin kendisi dolgu üzerine kurulmuş durumda”

Bizzat şehirlerin kendisi dolgu üzerine kurulmuş durumda. İmar affı ve turizm rantıyla birlikte Karadeniz turizm şirketlerine, inşaat şirketlerine peşkeş çekilmiş durumda. Karadeniz’deki durum son derece hassas ve kritiktir. Karadeniz’in tarımı, çayı, fındığı uluslararası şirketlere peşkeş çekiliyor. Ayder Yaylasına yapılan 2 bin araçlık otopark bir iktidar marifeti olarak sunuluyor. Karadeniz böylesine acımasızca yok ediliyor. Karadeniz’in yapı stoku hızlıca gözden geçirilmelidir. Yer etütleri acilen yapılmalıdır. Karadeniz’in doğasını yok eden projeler derhal durdurulmalıdır.”

“Sismik verilere göre Karadeniz bir deprem kaynağıdır”

CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin de şunları söyledi:

“Türkiye bir deprem ülkesi ve son yaşadığımız depremlerle 50 binden fazla insanımızı maalesef enkaz altında bıraktık. Son 5 yılda ise 189 bini pandemi nedeniyle olmak üzere 250 bine yakın insanımızı doğa kaynaklı afetler nedeniyle kaybettik. Ne yazık ki depreme karşı yeterli önlem almayı bilmiyoruz. Sorunumuz sadece deprem değil tabii ki siyasi tercihlerimiz. Doğa olaylarının afete dönüştüğü ülkemizde sismik verilere göre Karadeniz bir deprem kaynağıdır. Karadeniz sahilinde olabilecek deprem yer sarsıntı ivmesi 0,2 ila 0,3 arasında değişkenlik göstermektedir; bu değer Bartın depreminin 6,6 büyüklüğüne eş değer orandadır.

3 Eylül 1968 tarihinde Bartın’da yaşanan depremde maalesef 25 insanımız hayatını kaybetmiştir. Karadeniz ve özellikle Trabzon hemen 10 kilometre kuzeyinde Karadeniz’de bir deprem riski olduğu İRAP raporlarında da belirtilmektedir. Bölgede deniz içi sismik aktiviteler yeteri kadar bilinmemektedir. Bu aktivitelerin mutlaka araştırılmaya ihtiyacı vardır. Bölgede tsunami tehlikesi de gözden kaçırılmamalıdır. Son verilere bakıldığında durumun ciddiyetini anlamak zor değildir.

“Türkiye’nin her yerindeki fay zonları çalışılarak sismik haritalara işlenmeli ve deprem risk haritaları muhakkak çıkarılmalıdır”

21 Kasım 1939 tarihinde Erzincan’da meydana gelen depremler nedeniyle burada 101 ev tamamen yıkılmıştır. İRAP raporlarına mutlaka öncelik verilmeli İçişleri Bakanlığı ve AFAD bünyesinde bu çalışma mutlaka yürütülmelidir. Karadeniz’deki depremler Marmara’da olduğu gibi sismik haritalara ve Türkiye diri fay haritasına mutlaka işlenmelidir. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, Maden Tetkik Arama, AFAD mutlaka bu ortak çalışmayı yapmalı, Türkiye’nin her yerindeki fay zonları çalışılarak sismik haritalara işlenmeli ve deprem risk haritaları muhakkak çıkarılmalıdır.”

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir